Genel

Talihsiz Serüvenler : Seyahatlerimden 5 Kötü Anı

Seyahat etmek insana unutulmaz deneyimler yaşatıyor ve bu deneyimler her zaman olumlu yönde olmuyor. Tıpkı hayattaki iniş çıkışlar gibi, seyahatlerde de günün akışını bozan talihsiz serüvenler yaşayabiliyoruz. Bu yazıda seyahatlerimden unutamadığım 5 talihsiz anımı yazdım, sonuncusu hariç hepsini şimdi gülerek hatırlıyorum!

Petra’daki Sinekler

Ürdün seyahatimin tohumları bir gün Petra’nın resmini görmemle atılmıştı. Her bir kilometresini planlayarak gittiğim Ürdün’de beni en çok tatmin edecek yerin Petra olacağına emindim. Ancak Petra’da daha önce hiç kimseden duymadığım, hiçbir yerde okumadığım bir şey ile karşılaştım : Sinekler! Petra, Wadi Musa çölüne kurulu bir antik kent ve biz gezerken hissedilen sıcaklık 40 dereceydi. Bu koşullarda sinek sürpriz değildi ama yemin ederim ki Petra’da insanın üstüne aynı anda 15 sinek konuyor, abartmıyorum! Tüm gün böyle 20 kilometre yürüdüğünüzü düşünün. Yediğiniz içtiğiniz her şeye saldırmaları da cabası. Sıcak ve mesafeler yeterince zor değilmiş gibi, sineklerin katkısı ile Petra’da çok zor bir gün geçirdik.

Talihsiz serüvenler : Petra'daki sinekler
Sandvicimi yiyemeyince sineklere feda ettim…

Amalfi- Sorrento Otobüsünde Kusan Kadın

Amalfi’ye ilk gidişimle Alihan ile otobüse binmek için ettiğimiz kavga ve Sorrento’dan Napoli’ye son treni kaçırmamızdan dersimi almadım ve 2016 yazında Deniz ile gittiğimizde yine toplu taşıma kullandık. Positano’da 1 saat öne sıraya girmemize rağmen gelen 3. otobüse anca bindik. Ayaktaydık, yorgunduk, yol virajıydı ve otobüs kalabalıktı. Derken otobüste önümüzde ayakta giden bir kız kustu! İtalyan karbonhidratları ve şaraplarının kokusunu tüm otobüs soluyorduk… Otobüs yokuş yukarı ve aşağı giderken, kusmuk da ayaklarımızın altında hareket ediyordu. O yolculukta bizi hayata bağlayan şey ise Deniz’in pembe Selpak’ı oldu. Çantadaki son Selpak’ı 3 parçaya bölüp, kokudan bayılmak üzere birine verdik ve kalan parçaları koklayarak nefes almaya çalıştık. O otobüsten inince yaşadığım rahatlamayı unutamıyorum.

Çiçek ve limon dolu bu günün sonunun kusmukla bitmesi.

Hindistan’da Gece Otobüsü

Jaipur’dan Udaipur’a trenle gideceğimiz gecenin akşamında, son dakikada Jaipur’dan kalkacak tüm trenlerin iptal olduğunu söyleyen bir mesaj aldık. Hal böyle olunca tek seçenek otobüstü. Hindistan’da gece hareket eden otobüsler yataklı. “Sleeping bus” dedikleri konseptte koltuk yok, tüm otobüs uyuma kabinlerinden ibaret. Oturma pozisyonuna geçtiğinizde kafanız tavana çarpıyor yani dik oturamıyorsunuz, kabinlerin camları açılmıyor, tam tepenizde buz gibi esen bir havalandırma var, kabinin kapısı yok perdesi var ve çantalarınızı ve ayakkabılarınızı kabinlerin arasında boş bulduğunuz yerlere sıkıştırmak zorundasınız. 7 saatlik yolculuk tam bir kabustu, tüm yol yağmur yağdı ve camdan dışarıyı bile göremedim. Üstelik en arkada tekerin üstündeydik. Tüm gece klostrofobi atakları yaşayıp sabaha karşı anca uykuya daldım…

Talihsiz serüvenler : Hindistan'da toplu taşıma
Hindistan’da toplu taşımanın anksiyete yaşatmadığı bir an.

Bernina Ekspresi’ni Kaçırmamak İçin Otostop

Bernina Ekspresi’ne bineceğimiz Tirano’ya, Milano’dan trenle gidiyorduk. Tirano’dan bir önceki durakta tren biraz uzun durdu, önce önemsemedik. Aradan 15-20 dakika geçtikten trendeki hemen hemen herkesin indiğini gördük. Tren bozulmuştu ve tüm yolcuları otobüslerle Tirano’ya götüreceklerini söylemişlerdi. Deli gibi yağmur yağıyordu ve sadece bir şemsiyemiz vardı. Şemsiyenin altına sıkıştık, valizlerimiz açıkta sırılsıklam olmuştu. Sadece bir belediye otobüsü geldi ve o da kimseyi almadı. Taksi ise hiç geçmedi. Bernina Ekspresi’ne yarım saat kalmıştı ve kaçırmaya hiç niyetimiz yoktu. Biraz ilerideki kahve barına taksi numarası almak için gittim, ayrılırken bardan çıkıp arabasına binen İtalyan bir amcanın peşine takılıp bozuk İtalyancamla durumu anlattım ve para karşılığında bizi bırakmasını teklif ettim. Kabul etti! Hemen kızları çağırdım, arabaya sığıştık, bir yandan korkuyorduk bir yandan da treni kaçırmanın stresiyle doluyduk. Amca bizi Bernina’ya yetiştirdi, inerken zorla kabul ettirsek de “per caffe” diyerek ona para verdik ama hakkını asla ödeyemezdik! Koşa koşa Bernina’ya attık kendimizi.

Başıma geleceklerden habersiz Tirano trenine binerken.

Kiev’de Çalınan Cep Telefonum

Yukarıdaki talihsiz serüvenler şimdi gülerek hatırlatıyor kendini ama bu son madde hala içimi acıtıyor. Tek başıma gerçekleştirdiğim Kiev seyahatimde, Podil’deki Christmas markette cep telefonum çalındı. Tahminime göre ben aldıklarımın parasını ödemek için Ukrayna banknotları arasında kaybolmuşken, montumun cebinden gitti. Fotoğraf çekmek için elimi cebime attığımda yoktu. Tüm çantamı boşalttım, şok halinde telefonu arıyordum. Hemen polislerin yanına gittim, kendimi aradım ama çoktan kapanmıştı. Polisin telefonundan babamı aradığımda olayı idrak edip ağlamaya başlamıştım. Yeni telefonuma mı üzüleyim yoksa içinden giden yedeklemediğim fotoğraflarıma mı hala bilemiyorum… Siz siz olun turist olduğunuz şehirlerde ekstra dikkatli olun!

Telefonumun çalındığı Podil.

Talihsiz serüvenler dizim şimdilik bu kadar. O anlarda haliyle fotoğraf çekecek durumda olmadığımdan o günlerden güzel görseller paylaştım. İyisi ve kötüsüyle yeniden seyahat edebileceğim günleri iple çekiyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir