Genel

Rory Gilmore Anlarına İthafen

Gilmore Girls’ün bir bölümünde, Rory ve ilk aşkı Dean hurda bir arabanın içinde oturmuş gökyüzünü seyrederken, Rory izlediğim dizilerden aklımda kalan en güzel cümleyi söyleyiverir : “One of those moments in life where everything is so perfect and so wonderful that you almost feel sad because nothing can ever be this good again.” / “Hayattaki o anlardan biri işte, her şey o kadar harika ki neredeyse üzgün hissedersin, çünkü hiçbir şey bir daha bu kadar güzel olamayacak.”

Kaynak : Pinterest

Ravello, 2019

Fiat 500 kiralayıp Amalfi kıyılarında İtalyan rüyası yaşadığımız o günün sonuna doğru, dik yamaçlar aşarak Ravello’da bulduk kendimizi. Ravello’ya daha önce 2016 yazında gelmiş ve Villa Rufolo’da nefes kesici manzaralar deneyimlemiştim. 2019 yılında ise bu kez Sonsuzluk Terası’nın olduğu Villa Cimbrone’ye gittik. Amalfi’nin keskin virajlı ve trafikli yollarında vakit kaybettiğimizi düşünüp üzülerek gittim Villa Cimbrone’ye. Zira gün batım saatiydi ve biz parkta dolaşamadan hava kararacaktı. Kapıda biletimizi alırken parkın yarım saat sonra kapanacağını söylediler, daha da üzüldüm. Hızlıca Sonsuzluk Terası’na gittik.

find me where the see meets the sky

Denizin gökyüzü ile karıştığı yerin tam karşısındayım, sağıma soluma baktığımda ise zirvelerine bulutların çöktüğü dik yamaçları görüyorum. Derken doğa, çabasız güzelliği yeterince etkileyici değilmiş gibi muhteşem bir gün batımı sundu bize. Gökyüzü turuncu ve pembeye boyanmıştı, güneş usulca batıyordu. Benim ise önce mutluluktan ve sonra böyle bir anı bir daha yaşayamayacağımın farkındalığından gözlerim dolmuştu bile. Daha sayısız gün batımı izleyecektim, belki yine Ravello’ya gelip bir gün batımına şahit olacaktım ama bu an asla geri gelmeyecekti.

Burgazada, 2018

Benim İstanbul’da henüz ilk yılım dolmamışken o dönem İstanbul’da öğrenci olan en yakın arkadaşım Alihan ile çok güzel geziyorduk şehirde. Bahar gelince ilk iş sırt çantalarımızı taktık, içimize mayomuzu giydik ve Burgazada’ya gittik. Henüz kalabalık bastırmamış adada geçirdiğimiz güzel günde, Madam Martha koyuna inmeden önce ağaçlı bir yolda tırmanışın ardından uçsuz bucaksız bir manzaraya çıktık. Yamacın kenarına ayaklarımızı sarkıtıp oturduk, önümüzde küçük bir ada ve pırıl pırıl bir deniz uzanıyordu, Alihan bir sigara yaktı, ben fotoğraf çektim.

Artık Alihan İstanbul’da yaşamıyor, ben de kalabalıktan adalara gitmez oldum.

bff

Sperlonga, 2017

Yazın ortası, İtalya’nın güneyi. Tüm gün plajda geçmiş, yüzüm kızarmış, saçlarım tuzlu ve ara ara kumlu. Gün batımı saatinde plajı yavaş yavaş terk etmeye başlamış insanlar, işte şimdi en güzel anı. Önce plajda uzun bir yürüyüş, saçlarım ve üstüm kurusun diye. Sonra yavaş yavaş toparlanma. Bikininin üstüne bir elbise geçirip terliklerinle kasabanın sokaklarına karışma. Batan güneşi selamlama. Şimdi restoranlar doluyor yavaştan, kalabalık sofralardan kahkahalar ve İtalyanca nidalar yükseliyor. Rastgele bir restoran seçiyoruz, kaygısız ve telaşsız. Biliyoruz ki yemek her yerde çok güzel. “Tavolo per quattro, per favore!”. Masada taze makarna, domates, fesleğen, deniz mahsulleri… O akşam yemek için yaşıyoruz. Ferzan Özpetek filminde gibiyiz.

La Famiglia
Italians do it better

Anlar ve anılar, tekrarlanamaz ve unutulamaz. En güzeli hafızada yaşatmak. Daha nice Rory Gilmore anlarım var, sizinkiler neler?

Daha fazla İtalya anısı için #postcardsfromitaly içeriklerime göz atabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir